Mustafa Gültekin

Mustafa Gültekin

seferisair@gmail.com

BTSO seçiminin kaderini değiştiren kadın!

04 Ekim 2026 Pazar 14:18

 

Takvimler, 16 Şubat 1999'u gösterdiğinde dönemin başbakanı Bülent Ecevit,  PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın, Kenya'nın başkenti Nairobi'de yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Öcalan'ın yakalanmasından yaklaşık iki ay sonra parlamento ve yerel seçimler aynı anda yapıldı ve bu süreçte albenisi zirve yapan DSP, dördüncü sırada girdiği seçimden birinci parti olarak çıkmıştı. İlaveten DSP o seçimde Bursa'yı da 4-0 kazanarak hala kırılamayan bir rekora da imza atmıştı.

Eğer, Öcalan yakalanmamış olsaydı, hem genelde hem de yerelde tablo asla böyle olmayacaktı. Ülke genelinde nasıl bir sonuç çıkardı, bilmiyorum, ama Bursa'da büyük olasılıkla Doğru Yol Partisi'nin adayı İsmail Tatlıoğlu'nun Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılıyordu.

***

Girizgahtaki kısa tarihi hatırlatmayı aklınızın bir kenarına yazmanızı istiyorum. Nitekim, Türkiye'nin kaderi, 1999'da bir günde değişen siyasi iklimle yeniden nasıl yazıldıysa, BTSO'nun kaderi de benzer bir iklimle yeniden yazıldı diyebilirim. 

Efendim, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın iki adaylı (İbrahim Burkay ve Özer Matlı) seçim yarışında birinci turu beklenenin aksine Özer Matlı burun farkıyla önde bitirdi. (BTSO Başkanlık seçimi 8 Ekim'de yapılacak)

Beklenin aksine diyorum; zira, Matlı yola çıktığında, gönlü onunla atan birçok kişi bile birçok sebepten ötürü, "Burkay kazanır" diyordu. Açıkçası ben de o kanaatteydim. Hala da kanaatimde bir değişiklik yok. Fakat seçimlere bir hafta kala ülkede öyle bir şey oldu ki; etkisi BTSO seçimlerinin kaderini bile derinden etkiledi.

Malumunuz, ülkede bir fon krizi patladı. Krizin kahramanlarından birisinin, Ak Parti'nin tepe yöneticilerinden ve  vaktiyle, "Nene Hatun" benzetmesi yapılarak aslında hak etmediği bir övgüye mazhar olan başörtülü bir kadın olunca, adeta atom bombası etkisiyle dev bir siyasi krize dönüştü ve zaten ekonomik sıkıntı çeken halkta sesiz bir öfke patlamasına neden oldu. Ne için olduğunun bir önemi yok; oy kullanan insanlar önlerine konan ilk sandıkta iktidara ve/veya adı iktidarla yan yana olanlara tepki gösterdi. 

BTSO Başkanı Burkay, sadece seçim kazanmak adına olmasa dahi bu süreçte iktidarla kol kola yürüdü. Burkay, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü ki; ben, bunu eleştirenlerin aksine Bursa için iyi bir adım olarak gördüm ve yazdım. Dahası, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın, Ak Parti Genel başkan vekili Efkan Ala'nın, İl Başkanı Davut Gürkan'ın Burkay'la aynı kareye girmeleri de açıktan bir mesajdı...

Buraya kadar tamam, gelin şimdi parçaları birleştirelim.

Başörtülü bacımızın başrolde olduğu fon krizi patlamamış olsa, Ak Parti'nin tam desteğini almış Burkay seçimi açık ara kazanırdı. Fakat bu son dakika gelişmesi; tıpkı 99’da Öcalan'ın yakalanmasının DSP’nin önüne nasıl güçlü bir rüzgâr çıkardıysa, bugün de fon krizi iktidara karşı öfkeyi büyütmüş oldu.

Hiç kuşkusuz,  iktidarın açıktan fotoğraf karesinde yer aldığı BTSO seçimlerinin bu öfkeden beri kalması düşünülemezdi. Demem o ki; Burkay, kendi seçiminden çok daha büyük bir siyasi iklimin faturasını ödedi. Burkay, tek kelimeyle Fatma Betül (PARA) Sayan Kaya'nın doymaz hırsına kurban gitti...

***

Seçimlere ortalama 15 ay gibi bir süre kaldı. Türkiye, seçim sürecine hazırlanırken Bursa'daki bu sonuç, Ak Parti açısından üzerinde titizlikle durulması gereken çarpıcı bir işaret fişeğidir.

Siyaset, toplumun sesini duymadığı zaman kendi yankısını halkın iradesi sanır. Oysa sandık, o yanılgının sona erdiği yerdir. Çünkü, bazen seçimlerin kaderini değiştiren, rakibin gücü değil; iktidarın duymakta geciktiği toplumun sesidir. Ben, enseyi karartmadan hala bir çıkış yolunun olduğunu düşünüyorum. Bunu, "Reis’e bir seçim kazanma tüyosu!" başlıklı bir önceki yazımda da belirttim zaten. 

SON SÖZ:

Toplum, akılcı ve ikna edici bir açıklama/çözüm beklerken, adının önünde profesör yazan veya koca koca unvanları olan bazı isimler, konuyu sulandırmakta sınır tanımıyorlar. Fon krizinin arkasında MOSSAD ve ABD'nin olduğunu; bunun, Erdoğan'a ve onun liderliğindeki milli iradeye yapılmış bir darbe girişimi olduğunu söylüyorlar. Bunlar, insan aklıyla alenen alay etmek olan bu çılgın cümleleri kimden cesaret alarak kurabiliyorlar, bilmiyorum, ama bu türden sululuklar öfkeyi ve Ak Parti'den kopuşu daha da derinleştiriyor. Açık söylüyorum; fon krizinin şanlı bayrağı gibi dalgalanan başörtülü bacımız Fatma Betül (PARA) Sayan Kaya'dan hukuk önünde hakkıyla hesap sorulmadığı takdirde, 500 kişi de tutuklansa yürekler soğumaz. Yani, tanrılar kurban istiyor. Ak Parti, ya kurban verecek, ya da sandıkta kendini kurban edecek. Fazla seçenek yok...

 

----

"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."

Mustafa Gültekin Hakkında

Ağaçhisar'da 1977'de Şubat'ın ayazında anamın kucağında açmışım gözlerimi dünyaya. Babamın sıcak nefesiyle kulağıma okuduğu ezanla duymuşum adımı.

Mustafa

Kendimi, "Asabı bozuk bir yazı gündelikçisi" olarak tanımlıyorum. Gazeteciliğe, ortaokulda, okul gazetesi çıkartarak başladım. İlk basın kartımı "bir eğitim hizmeti" olarak burada aldım ve o gün bugündür kendimi mesleğin öğrencisi olarak görmeye, öğrenmeye devam ediyorum.

Araf'tan yeryüzüne dağıldığımızdan beri, yurt tutmayan düşlerimin peşinde, kaleme duyduğum hürmetle 20 yılı aşkın bir süredir yerel ve ulusal gazetelerde yazılar yazıyorum. Evliyim ve Canevim, Yürek Yongam Neslihan Azra'mın babasıyım.