Mustafa Gültekin

Mustafa Gültekin

seferisair@gmail.com

Bursa'nın bitmeyen su kavgası!

07 Ağustos 2026 Cuma 12:13

"Velhasıl sudan ibaret" diye tarihe not düşülen Bursa'da bugün, "BUSKİ" dendiği zaman akla ilk gelen şeyin "kazıktan" ibaret olan su faturası olduğunu artık hepimiz iyi biliyoruz...

Bu fakirin, Bursa Hakimiyet'teki yazı nöbeti sırasında devriye atan okurlar, yukarıdaki cümleyle başlayan, "BUSKİ'nin durumu vahim" başlıklı; adliye koridorlarına da taşınan yazımı mutlaka hatırlayacaktır.

Yeni başlayanlar için buraya linkini bırakıyorum:

 https://www.bursahakimiyet.com.tr/yazarlar/mustafa-gultekin-103/buski-nin-durumu-vahim-26500

***

Artık kanıksadığımız yakıcı bir gerçek var. Bugün, Bursa'da musluklardan yalnızca su akmıyor. Her damlanın üstüne yıllar önce atılmış imzaların gölgesi, hesapsız kararların yükü ve ertelenmiş gerçeklerin ağır tortusu sinmiş vaziyette. Vatandaş, faturayı eline aldığında yalnızca tükettiği suyun bedelini görmüyor; geçmişte yapılan talihsiz tercihlerinin bugüne bırakılmış hesabını da ödüyor.

Ne gariptir ki, siyaset tam da burada hakikatin önüne geçiyor.

Su faturası yükseldiğinde ilk refleks, belediye başkanını hedefe koymak oluyor. Dün Mustafa Bozbey hedefteydi. Bugün ise Şahin Biba... Yarın o koltuğa kim oturursa büyük ihtimalle aynı oklar ona da çevrilecek. Yani, koltuğa oturanlar değişse bile epey uzun bir süre BUSKİ'nin ağır yükü değişmeyecek.

Binaenaleyh, bir ağacın kuruyan dallarına bakıp suyu suçlamak ne kadar anlamsızsa; bugün, yalnızca faturaya bakıp bütün sorumluluğu Şahin Biba'ya  yüklemek o kadar yersiz, anlamsız ve hatta vicdansız bir tutum olur. Çünkü bugünkü tablo, bir gecede oluşmadı. Yıllar boyunca örülen mali tercihlerin, döviz üzerinden kurulan projelerin ve geleceği ipotek altına alan yanlış borçlanma anlayışının doğal sonucudur bu.

Bakın; bir kamu kurumu, gelirini Türk lirasıyla elde ederken borçlarını döviz cinsinden ödemeye mahkûm bırakılmışsa, artık ekonomik gerçekler değil, mali bir pranga söz konusudur. Kur yükseldikçe yalnızca rakamlar büyümez; kurumun hareket alanı alabildiğine daralır, yatırım kabiliyeti azalır ve sonunda bütün yük vatandaşın omuzlarına kalır.

İşte Bursa'nın hazin su hikâyesi tam da budur.

Bugün, tartışılan yüksek faturaların arkasında yalnızca tarifeler yok. Arkasında geçmişten bugüne sürüklenmiş devasa bir mali enkaz var. Bu enkazın gölgesinde kim oturursa otursun, ilk işi yeni projeler üretmek değil, önce bu yıkıntının altında nefes almaya çalışmak olacaktır.

İşin daha düşündürücü ve vicdanda yara açan yanı ise siyasetin hafızasının ne kadar kısa olduğudur.

Daha düne kadar su faturaları üzerinden kürsü kuranlar, sert açıklamalar yapanlar ve Mustafa Bozbey'i acımasızca eleştirenler bugün sessizliğe bürünmüş durumda. Dün aynı rakamlar üzerinden koparılan fırtınalar, bugün yerini derin bir sükûta bırakmışsa burada sorgulanması gereken yalnızca faturalar değil; siyasetin vicdanıdır da aynı zamanda.

Eleştiri elbette olacaktır. Muhalefetin görevi de budur zaten. Ancak eleştirinin bir vicdanı, bir hafızası ve en önemlisi de bir adaleti olmalıdır. Dün yanlış olan, bugün de yanlış olmalıdır. Dün yüksek bulunan fatura, bugün de yüksek bulunmalıdır. Eğer ölçü kişilere göre değişiyorsa, ortada ilke değil, yalnızca siyasi pozisyon vardır ki; bu da ne İslami ne de insani bir durumdur/tutumdur.

Şahin Biba'nın bugün yürüttüğü görev, birçok kişinin sandığından çok daha ağır bir sorumluluktur. Çünkü devralınan masa yalnızca dosyalarla dolu değil; geçmişin mali yükleriyle de dolu. Bu nedenle bugün yaşanan her sıkıntıyı doğrudan bugünün yöneticisine yazmak, bu acı mirasın asıl sahibini değil, mirası devralanı yargılamak olur. Bu da haliyle haksızlıktır.

Yeri gelmişken parantez açıp bir hakkı da teslim edelim. Şahin Biba, kendisinden beklenenin çok üstünde bir performans gösteriyor. Sadece çalışacağı kadroyu kuracak kadar geçen kısa bir zamana asfaltından, kültür-sanatına, çevreden, sağlıktan, ekonomiye kadar birçok alanda dikkat çeken işleri sığdırmayı başardı. Bu az bir şey değildir.

Parantezi kapatıp devam edelim.

Bu durum, Mustafa Bozbey için de farklı değildi. O da göreve başladığında, konuyu, "BUSKİ'nin durumu vahim!" sözüyle özetleyerek BUSKİ'nin taşıdığı ağır borç yüküne dikkat çekmiş, kurumun içinde bulunduğu mali tablonun sıradan bir bütçe sorunu olmadığını kamuoyuyla paylaşmıştı. Aslında o gün söylenenler, bugün yaşananların tesadüf olmadığını gösteriyor...

Merak edenler için buraya haber linkini bırakıyorum:

(https://www.bursa.bel.tr/haber/baskan-mustafa-bozbeyden-gundeme-dair-onemli-aciklamalar-35119)

 

SON SÖZ:

Bugün, musluktan akan suyun sesi aslında bize başka bir şeyi fısıldıyor: Tıpkı, iki yılda çözme sözü verilen trafiğin daha da içinden çıkılmaz bir hal alması gibi; dün hesapsız yapılan borçlanma, bugünümüzü ipotek altına aldı. Bursa'nın ve BUSKİ'nin gerçek meselesi tam olarak budur. Bugün ise artık sahici bir adım atmak gerekiyor. Şöyle ki; su pahalı olabilir, ama hakikatin daha pahalıya mal olmasına izin vermemek gerekir. Asıl mesele; bu şehrin bir daha aynı mali çıkmazlara sürüklenmeyecek liyakatli bir yönetim anlayışına kavuşup kavuş(a)mayacağıdır.

 

---

"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."

Mustafa Gültekin Hakkında

Ağaçhisar'da 1977'de Şubat'ın ayazında anamın kucağında açmışım gözlerimi dünyaya. Babamın sıcak nefesiyle kulağıma okuduğu ezanla duymuşum adımı.

Mustafa

Kendimi, "Asabı bozuk bir yazı gündelikçisi" olarak tanımlıyorum. Gazeteciliğe, ortaokulda, okul gazetesi çıkartarak başladım. İlk basın kartımı "bir eğitim hizmeti" olarak burada aldım ve o gün bugündür kendimi mesleğin öğrencisi olarak görmeye, öğrenmeye devam ediyorum.

Araf'tan yeryüzüne dağıldığımızdan beri, yurt tutmayan düşlerimin peşinde, kaleme duyduğum hürmetle 20 yılı aşkın bir süredir yerel ve ulusal gazetelerde yazılar yazıyorum. Evliyim ve Canevim, Yürek Yongam Neslihan Azra'mın babasıyım.