Mustafa Gültekin

Mustafa Gültekin

seferisair@gmail.com

Bursa'nın potansiyel Büyükşehir adayları kimler?

03 Ağustos 2026 Pazartesi 03:18

Tamam, vakit erken ve bu köprünün altından daha çok su akar, fakat siyasetin en sadık kavgası da sandık kurulmadan çok önce zihinlerde başlar...

Çünkü seçmen önce isimleri tartar; sonra o isimlerin omuzlarına yükleyeceği kaderi seçer...

Henüz ufukta bir seçim görünmüyor, haliyle hiçbir parti de adayını belirlemiş değil. Kaldı ki; her şey normal ilerlerse yerel seçimden önce bir genel seçim sınavı da verilecek.

Bir bakıma, yerel seçim için, adına, "sahipsiz zaman" diyebileceğim bir takvim işliyor. Fakat buna rağmen siyasetin derin dehlizlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı için dolaşıma sunulan isimler de yok değil.

Bugün itibariyle açılan ilk pencerede adaylık perdesine silueti yansıyan o isimleri yüksek sesle söylüyorum. Efendim, parti gözetmeksizin; yerel seçimlerde aday olacak veya partilerin adaylık için nabzını yoklayacağı akla ilk gelen olası Büyükşehir adayları şunlar: Mustafa Dündar, Davut Gürkan, Oktay Yılmaz, Mücahit Alkan, Erkan Aydın, Deniz Dalkılıç, İsmail Tatlıoğlu ve Sedat Yalçın...

Adaylığa sıcak bakacağını düşünmüyorum, ama Önder Matlı ismini de listeye eklemek gerekir. Çünkü siyasette bazen aday olma isteğinden daha belirleyici olan, o ismin toplumda ve/veya parti merkezlerinde, parti liderlerinde oluşturduğu karşılıktır ki; Önder Matlı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'da hatırı sayılır bir karşılığı olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.

Kuşkusuz süreç ilerledikçe bu isimlere yenileri de eklenecektir. Şimdilik, hangi isim hangi partinin veya ittifakın adayı olur, olmak ister, olması istenir onu da siz düşünün...

***

Bugün Bursa'nın sokaklarında dolaşan şey kısa bir kulistir belki, ama bana göre yakın gelecekte belediye binasına boylu boyunca  düşecek uzun gölgelerin sessiz yürüyüşüdür de aynı zamanda.

Nitekim Bursa, "iki yılda çözme" sözüne karşılık 7 yılda trafiği daha da içinden çıkılmaz hale getiren kabile reisi kılıklı kasaba siyasetçilerinin kuru vaatlerine değil; yönetme kabiliyetine, kriz çözme becerisine ve güven duygusuna oy verecek bir eşiğe yaklaşmıştır. Görünen o ki; seçmen, dökülen asfaltın kalınlığından önce devlet aklının(!) derinliğini de tartacaktır.

***

Yeni Parti'yle yeniden yenilenen muhalefet cephesinde daha hangi yeni gelişmelere şahit olacağız kestirmek zor, ama Yeni Parti'nin giderken CHP'de bıraktığı oyları, başta İYİ Parti olmak üzere, Zafer, Anahtar ve benzeri partilerden fazlasıyla telafi edecek gibi görünüyor. Öte yandan, tabelada birleşme arzusuna karşın prosedür yetişmese bile Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi arasında ortak aday ihtimali de yabana atılacak bir olasılık değildir.

Ak Parti açısından ise tablo geçmiş seçimlerdeki kadar konforlu görünmüyor. Büyükşehir Belediyesi'nin vekâleten yürüyen yönetim sürecinde oluşan hemen her memnuniyetsizlik, haklı ya da haksız biçimde Ak Parti'nin hanesine yazılıyor.

Ne yazık ki; siyasetin acımasız matematiğidir bu; başarı kapışılır, başarısızlık ise kapının önüne bırakılır. Bu ölümcül gerçekten mütevellit Ak Parti'nin önünde yalnızca aday belirleme meselesi değil, beraberinde güven tazeleme mecburiyeti de vardır.

Bu mecburiyet, bugüne kadar, düşüncelerinden hiçbir pratik başarı çıkmayan kibir şövalyelerine bir ders olur mu bilmiyorum, ama kendileri dışında hiç kimsenin bilemeyeceği bir krallığın majesteleri gibi yaşamaktan vazgeçmeleri, önemli işlerde içeriden gelen içten önerilere candan kulak vermeleri gerekiyor.

SON SÖZ:

Asırlık tecrübeyle sabittir ki; siyasetin en ölümcül hastalığı, eleştiriye kapanmaktır. Bir odanın kapıları dışarıya kapandığında içerisi saray gibi görünebilir ve içindekiler de kendilerini kral sanabilir; fakat zamanla o saray, kendi yankısından başka hiçbir sesin yaşamadığı bir mağaraya dönüşür. Haliyle en sarsıcı yenilgiler, rakibin gücünden değil, kendi çevresinin alkışını hakikat sanmasından doğar.

---

"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."

Mustafa Gültekin Hakkında

Ağaçhisar'da 1977'de Şubat'ın ayazında anamın kucağında açmışım gözlerimi dünyaya. Babamın sıcak nefesiyle kulağıma okuduğu ezanla duymuşum adımı.

Mustafa

Kendimi, "Asabı bozuk bir yazı gündelikçisi" olarak tanımlıyorum. Gazeteciliğe, ortaokulda, okul gazetesi çıkartarak başladım. İlk basın kartımı "bir eğitim hizmeti" olarak burada aldım ve o gün bugündür kendimi mesleğin öğrencisi olarak görmeye, öğrenmeye devam ediyorum.

Araf'tan yeryüzüne dağıldığımızdan beri, yurt tutmayan düşlerimin peşinde, kaleme duyduğum hürmetle 20 yılı aşkın bir süredir yerel ve ulusal gazetelerde yazılar yazıyorum. Evliyim ve Canevim, Yürek Yongam Neslihan Azra'mın babasıyım.