Ak Parti'nin bir aralar, "diklenmeden dik durmak" sözüyle bayraklaştırdığı o uysal itiraz madalyasını boynuma taktığım takalı, bir kuğu yavrusunun, bataklıkta ördek yavrularının arasında yaşamaya mecbur kalması gibi; zamansız bir hayatın yanlış ve yanmış yanında mecburen yaşıyorum huzursuzluğu içindeyim...
Bugün, o huzursuzluğun itirazını paylaşacağım sizlerle.
Bazen insanın aklına bir soru takılır ya; hani, gecenin bir leylisi zihninizin kapısına dayanır ve adeta acil koduyla kapı tokmağını kafanıza vurdukça vurur... İşte tam öyle.
Benim de birkaç gündür zihnimin kapısını tıklatıp duran, tıklattıkça dinmeyen kulak çınlaması hissi veren yakıcı bir soru var:
Biz, gerçekten önemli olan şeyleri mi konuşuyoruz; yoksa sadece çok konuşulan şeyleri mi önemli sanıyoruz/sayıyoruz?
Neden böyle beyin tokatlayan bir soruya takıldığımı birazdan anlatacağım. Ama önce müsaadenizle sizi Bursa'nın ufkuna bakan bir köşesine götüreyim. Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi'nin, nam-ı diğer GUHEM'in çatısı altında açılan bir okula... 2026-2027 eğitim öğretim dönemi için ilk öğrencilerini kabul eden GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne...
Şimdi, “Bir okul açılıyor, ne var bunda?” diyenler çıkabilir, ama çok şey var! Çünkü bu okul, sadece bir okul değil. Bir bakıma, geleceğin insanını yetiştirme atölyesi. Belki de Türkiye'nin gökyüzüne uzanan insan kaynağı hattının Bursa'daki ilk ciddi akıl istasyonu. Dahası, bir çocuğun babasının cebindeki para, onun kafasındaki merakın sınırı olmasın diye bu istasyonda başarılı öğrencilere burs da verilecek.
Gençler burada sadece meslek öğrenmeyecek; geleceğin mesleklerini öğrenecekler. Aradaki farkı küçümsemeyin. Biri bugünün dünyasına adam yetiştirir. Diğeri yarının dünyasını kuracak adamları...
Şimdi, gelelim meselenin bir başka tarafına. Yani, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer'e...
Evet, hakkını teslim edelim. Geleli henüz yedi ayı aşkın bir süre olmasına karşın Gürhan müdürün bu iş özelinde, mesleki eğitimi sektörle buluşturma gayreti hem eğitim hem de üretim adına hayli ümit verici.
Burada, devletin eğitim gücüyle Bursa'nın sanayi gücünü aynı hatta buluşturan Milli Eğitim Bakanlığı'nın katkısını ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın gayretini de takdir etmek gerekiyor.
Evet, bunlar çok güzel, ama benim bir “fakat”ım var.
Hatta kocaman bir “fakat”...
***
Şimdi buraya kadar söylediklerimin üzerine bir bardak soğuk su içip şu sarsıcı soruyu soralım: Bütün bunlar neden yeterince konuşulmuyor?
Malumunuz olduğu üzere, kısa süre önce Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde bir dizi görev değişiklikleri oldu. Tamam, kararın konuşulması ve hatta düzeltilmesi gereken yanları da yok değil, ama aman Allah'ım! Ne tantana! Ne kulisler! Ne fısıltılar! Neredeyse Bursa'nın eğitim sisteminin kaderi, bir makam odasının kapısındaki isimlik üzerinden tayin edilecek...
Öyleyse soruyorum:
GUHEM'de Türkiye'nin belki de en özgün liselerinden biri açılıyor, ama aynı gürültüyü koparmıyor! Neden? İşte burada durup biraz düşünmek lazım...
SON SÖZ:
Yanlış anlaşılmasın, benim derdim kimsenin koltuğuyla falan değil. Kimin gelip kimin gittiğiyle de değil. Benim derdim, İsmet Özel'in, "Ben öyle bilirim ki; yaşamak, berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır..." dediği gibi; çocuklarımızın geleceğidir. O yüzden diyorum ki; gelin, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve BTSO'nun bu kıymetli işini konuşalım. Tebrik edelim. Takdir edelim. Daha iyisini isteyelim. Eksik varsa söyleyelim, ama haklarını da teslim edelim. Gelin, biz çocuklarımızın ufkunu, umudunu konuşalım. Gelin, yarının büyük hikâyesini konuşalım...
---
"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."