Bugün, son sözümü önsöze alıp, zülfüyare dokunan bir sözle, söze başlamak istiyorum. Siyaset yolculuğunda zirveye tırmanan hemen herkes, hikayesinin; "makam" değil, "istikamet" hikayesi olduğunu en inandırıcı cümlelerle söyler, ama döner koltuğun baş döndüren hızına rağmen istikametini koruyabilenlerin sayısı genelde az olur...
İşte o azlardan birisi olacağını umduğum Selçuk Türkoğlu'nun hikayesinden söz edeceğim. Takvimler, 25 Haziran 2020'yi gösteriyordu. Bugün, İYİ Parti Genel Başkan Yardımlığı koltuğuna oturan Selçuk Türkoğlu, partisinin il başkanlığı için kolları sıvamış, sahalardaydı.
Aslında o günlerde yazdığım bir yazının başlığıydı, "İpekçilik yokuşundan siyaset yokuşuna!" Haliyle bazı yazılar günü anlatır, bazıları ise zamanı. Gelin, filmi biraz geriye saralım ve o günden bu zamana akacak neler söylemişim, önce ona bakalım.
***
İYİ Parti, Bursa il başkan adayı Selçuk Türkoğlu'ndan bahsediyorum. Henüz O üniversite ben ise lise öğrencisiyken, koltuğumuzun altında kitaplarla İpekçilik yokuşunda başlayan bir tanışıklığın üzerinden yıllar akıp gitmiş.
Ben, Çelebi Mehmet Lisesi'nde öğrenciydim, Selçuk Türkoğlu ise bir taraftan üniversitede okuyor diğer taraftan Çelebi'nin kantininde çalışıyordu. O günlerden şahidim, dosta dostluğuna, düşmana düşmanlığına. Merttir, dürüsttür, "İYİ" insandır.
Belki 30 yıl önce, kadim şehir Bursa'nın şefkatli bir ana kucağı gibi kollarını açıp, bağrına bastığı bir Anadolu evladıdır. Ülkücü'dür. Öğrenciyken Bursa Ülkü Ocakları'nda görevler yaptı. Eylemcidir. Ki; bunun anılardan örneğe ihtiyacı yok. Yakın zamanda Kamu-Sen Bursa Temsilcisi olarak sergilediği yüksek performans yeter sanırım.
Selçuk Türkoğlu, 20 yıl yaptığı sendika başkanlığından, İYİ Parti milletvekili adaylığı için istifa ettiğinde, bir daha sendikaya dönmeyeceğini de ifade etmişti. Ve seçim bitti, vekil olamadı, ama sözünde durup sendikaya dönmediği gibi memuriyetten de istifa ederek siyaset için kolları sıvadı.
Bu kolları sıvayışla birlikte, henüz daha il başkanı olmamasına rağmen tartışmasız bir siyasi otorite olarak şehrin siyaset gündeminde yerini aldı ve almaya da devam ediyor. Ben öyle görüyorum ki; Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti il başkanı seçilmesi halinde Bursa'da muhalefetin bayraktarlığını üstlenir ve artık şehirde hiçbir şey eskisi olmaz.
Nitekim, bunun böyle olacağını, iki bardak çay içimlik sohbetimizde, "Neden adaysın?" soruma verdiği, "Resmen talan edilmiş şehirde, Bursalıların sözcüsü olmak, onlar adına ama onlarlar birlikte mücadele etmek ve hesap sormak gibi bir görevimiz olduğuna inanıyorum. Buna talibim..." sözleri de göstermiyor mu? Selçuk Türkoğlu'nun, parti delegelerini ziyaret esnasında yaptığı sohbetlerde bile etkili bir muhalefetin ayak seslerini duymak mümkün...
***
Evet, takvim yaprakları hızla koptu. Bursa sokaklarında yükselen itiraz sesi, Meclis kürsüsünde yankılandı. İpekçilik yokuşunda emekle başlayan, itirazla büyüyen bu hikayenin devamı için bugün artık başka bir sayfa açıldı. Yeni sayfaya neler yazılacağını izleyip göreceğiz.
Selçuk Türkoğlu'nun bu görünür yükselişinde bir de görünmez kahraman var. Danışmanı İbrahim Erdoğan... Birlikte çok iyi iş çıkardıklarına dünya alem şahit. Aslında Türkoğlu ve Erdoğan birlikteliği diğer siyasetçiler için de rol model olmalı. Nitekim, iyi bir danışmanla çalıştığınızda neler yapabileceğinizin somut örneğidir bu tablo. Burada Selçuk Türkoğlu'na İbrahim Erdoğan'ı öneren Yüksel Baysal'ı da unutmamak lazım. Zira bu da samimi bir dostun iyiliği olarak tabloda yerini alıyor.
Ne var ki; Selçuk Türkoğlu ilerlerken partisi geriledi. Bu, Türkoğlu'nun kabahati değil elbette; eş zamanlı olması bir talihsizlik bence. Selçuk Türkoğlu, eleştiriyle var olup, itirazla büyürken; partisi, eleştiriyi ve itirazı kişisel bir saldırı gibi görüyor ve ne yazık ki; küçülüyor. Hem de öyle böyle değil; kısa süre önce "Umudun kervanı" iken; bizzat kervancı başı tarafından istikameti şaşırtılmış, bu sarsıcı son ile sadece kendisine duyulan güveni sarsmakla kalmamış itirazın itibarını da yerle bir ederek raf ömrünü tüketmiş bir yapı olarak toplatılmayı bekliyor.
Biliyorum, böyle dedim diye de bana kızanlar çıkacak, bana kızdıkları için söylediklerime kulak asmayacaklar. Onun için Selçuk Türkoğlu'na karşı samimi dostluğunu göstermiş Yüksel Baysal'dan, vefanın ölümsüzlük iksirini içerek eleştiriyi düşmanlık saymama "İYİ"liğine erenlerin hikayesinin kalıcı olacağını İYİ Partililere anlatmasını hassaten istirham edeceğim.
SON SÖZ:
Selçuk Türkoğlu'na yeni görevinde başarılar diliyorum. Kuşkusuz, Bursa'nın Ankara'da her partiden üst düzey siyasetçiyle temsil edilmesi çok güzel, fakat bu temsilin şehir için henüz bir artı değere dönüşmemiş olması ise üzücü. Bakın, bu kadar üst perdeden temsilci dururken, Bursaspor'u düştüğü çukurdan çıkarma görevi yine Faruk Çelik'in omuzlarına kalmış olması bile epey düşündürücü değil mi? Bursa'nın Ankara'daki temsilcileri ya artık uyanmalı ya da Bursalılar bundan sonra uyanık olanları Ankara'ya temsilci olarak göndermeli.
-----
"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."