Mustafa Gültekin

Mustafa Gültekin

seferisair@gmail.com

Eğitimin üzerine çökmüş müsilajlarlar!

09 Temmuz 2026 Perşembe 10:01

Türkiye'de denizleri boğan, denizdeki tüm canlıların canına kast eden büyük bir müsilaj sorunu var, biliyorsunuz. Zaman zaman ortaya çıkan ve her haliyle can sıkan, mide bulandıran bir sorun...

Bu sorun, öyle sanıldığı/söylendiği gibi sadece denizlerdeki canlıları tehdit etmekle kalmıyor, bütün bir yaşamı tehdit ediyor. Şöyle ki; denizler, insanlar başta olmak üzere tüm canlıların ihtiyacı olan oksijenin yüzde 70'ni üreterek yaşam desteği sağlıyor. Dolayısıyla, müsilaj, sadece denizleri ve denizlerdeki canlıları değil, bir bakıma tüm canlıları, yani, yaşamı tehdit ediyor.

Bu yakıcı sorunla 2021'de karşılaştığımızda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı harekete geçmiş ve bizzat Bakan Murat Kurum tarafından 22 maddelik bir eylem planı açıklanmıştı...

***

Pek tabii ki; hayatımızı, geleceğimizi ölümüne tehdit eden tek düşman denizlerimize çöken müsilaj değil. Bizim, bir de eğitim ve eğitimin üzerine çökmüş müsilaj sorunumuz var.

Bu köşenin takipçileri iyi bilir.

Geçmişte, özellikle Bursa'da sendika zırhıyla eğitimin üzerine çöken müsilaj için, (Bu, kinin karantinasında hapsolmuş eğitim müsilajları için kim nasıl bir eylem planı hazırlayacak bilmiyorum, ama çözüm bulunmadığı takdirde adım adım bir felaketin yaklaşmakta olduğunu söyleyebilirim...) ikazında/çağrısında bulunmuştum.

Sözümüz makes bulmuş olacak ki; bir süre sonra Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde beklenen değişim gerçekleşti. Daha önce Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmış, Bursa'yı, Bursa'nın eğitim sorunlarını ve çözüm yollarını iyi bilen bir isim olarak, Gürhan Çokgezer göreve geldi.

Bu gelişmeyle birlikte bir taraftan hafızamı yoklarken, öbür taraftan da Bursa'da eğitimin hemen her kademesinde bulunmuş İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Yunus Bulut'u arayıp, bu değişimi sordum. Cevabı: "Gürhan hoca, dışarından gelebilecek en doğru, dolu bir isim. Bursa'yı biliyor, çalışkan, donanımlı ve çözüm odaklıdır. Bursa için doğru bir tercih oldu..." dedi.

Bu konuşmanın üzerinden yedi aydan fazla bir zaman geçti. Gürhan hoca, okulların tatil olmasıyla birlikte düğmeye bastı ve başta il müdür yardımcıları da dahil olmak üzere bir dizi değişime imza attı. Görevi değişenlerden birisi de Yunus Bulut'tu ki; sıcağı sıcağına kendisini arayıp, yedi ay önce söylediklerini hatırlatarak, Gürhan hoca ile alakalı kanaatinin değişip değişmediğini sordum. Aldığım cevap hayli şaşırtıcıydı.

Kanaatinin değişmediğini, Gürhan hocanın, hâlâ Bursa için bir şans olduğunu yineledi. Kendi görevinin değişmesi için ise "İnsanız, nefis taşıyoruz, bir burukluk olur elbette, ama bu görevlere gelirken 'iyi' giderken 'kötü' diyemeyiz. Aslolan anlımızın akıyla gelip, anlımızın akıyla gitmektir..." dedikten sonra Bursa'da eğitimin biriken sorunları olduğunu ve elbirliğiyle bunların çözümüne odaklanmak gerektiğini söyledi.

Açık söylemek gerekirse; Yunus hocayı, bu olgun ve tutarlı duruşundan ötürü tebrik etmek isterim...

***

Şimdi de gelelim, ezelden asabı bozuk bir yazı gündelikçisi olarak kendi kanaatlerimi paylaşmaya:

Bir defa, lafı hiç eğip bükmeden diyebilirim ki; Gürhan hoca, Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü iken dürüstlüğü, çalışkanlığı ve başarıları ile eğitimin "efsane müdürü" olarak ilçeye damgasını vurmuş bir isimdi.

Yeri gelmişken söyleyeyim, Gürhan hoca, geçmişte iz bıraktığı Osmangazi'ye, kendisi gibi iz bırakacak, efsane olacak genç bir ismi, Abdulkadir Çınar'ı atayarak yüzde yüz isabetli bir tercih yaptığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Abdulkadir hoca, Nilüfer Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde bir okul müdürünün isterse neler yapabileceğinin adeta dersini vererek tarih yazmıştı. Bahtı açık, başarısı daim olsun.

Ne var ki, her değişim bazı konfor alanlarını da derinden sarsıyor. Gürhan hoca'nın "değişim" düğmesine basmasıyla birlikte konfor alanları sarsılan bazı, haram ekmekle büyümüş vicdan cüceleri, kirli şapkalarından yalan çıkartarak hakikatin üzerine gölge düşürmeye çalışıyorlar.

Bu, ahlak ve akıl berduşu ibişler, eski iftira dosyalarının küfünü, kepaze umutlarına rüzgar yaparak yalan gemisi yürütmeye çalıştılar; ama olmaz, bu tutmaz... Adaleti, kendi gölgelerinde boğmuş, ölü taklitçilerinin mumu en fazla yatsıya kadar yanar...

***

Eğitim, devletin sessiz, ama en büyük inşa faaliyetidir. Bu faaliyet kapsamında bugün Bursa'da yapılan, yalnızca bir yönetici değişimi değil, geleceği şekillendirecek sarsıcı bir iradenin yeniden kurulmasının hikayesidir.

Her yeni yönetimin, (eğer bir iddiası varsa) yeni bir bakışla ve o bakışa uyan yeni bir kadroyla yola çıkması kadar doğal bir şey olmaz. Kaldı ki; bu, en fazla Bursa'da eğitimin kangren olmuş sorunlarını çözmesini hararetle istediğimiz/beklediğimiz Gürhan hocanın hakkı olsa gerek.

Gürhan hocanın, Osmangazi'de ortaya koyduğu yönetim anlayışı, yalnızca bürokratik bir performans değil, eğitimin sahasına dokunan bir iradenin hikâyesiydi. Bugün, Bursa'nın eğitimde kronikleşmiş meselelerini bilen, eksikleri tanıyan ve çözüm yollarını tecrübe etmiş isimlerden biri olarak yeni bir sayfa açmaktadır.

Eğitim gibi kutsal bir alan, hesaplaşmaların değil; ortak aklın ve ortak vicdanın evi olmalıdır. Çocuklarımızın geleceği, kişisel hırsların kurbanı edilemeyecek kadar değerlidir. Bursa'nın bugün ihtiyacı olan şey, dedikodu koridorları değil; fikir üreten sınıflar, umut büyüten öğretmenler ve vizyon ortaya koyan yöneticilerdir.

Ben inanıyorum ki; geçmişte ortaya koyduğu başarı, Gürhan hocanın en güçlü referansıdır. Çünkü gelecek, en çok geçmişinde eser bırakabilenlerin ellerinde yükselir.

Tamam, her şey dört dörtlük olmuştur diyemem. Zira henüz gelenleri tanımıyorum. Gidenler ve kalanlar ekseninden bakarsak birkaç eksiğin olduğunu ben de düşünüyorum, ama yine de bir yöneticiyi, hele ki; geçmişinde iz bırakmış bir yöneticiyi daha yolun başında peşin hükümlerle değil, ortaya koyacağı sonuçlarla tartmak hem adaletin hem de aklın bir gereğidir.

SON SÖZ:

Bursa'nın yarınları, konforu bozulan kibirli kabile reisi kılıklı kasaba dedikoducularının kurumuş insafına teslim edilecek kadar değersiz değildir. Onlara, "hadi ordan..." diyorum. Fakat bitirirken bir not da yeni gelenler için düşmek isterim. Tamam, başarılı olmaları için bugün elbette ki; "ama"sız, "fakat"sız, "lakin"siz destek olacağız ve her türlü mesnetsiz iftiranın önünde kale gibi duracağız. Ne var ki; bu duruş, Gürhan hocaya ve en çok da Gürhan hocanın, güvenip işbaşına getirdiği ekibe ağır bir sorumluluk yüklediğini de hassaten hatırlatmak isterim...

 

---

"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."

Mustafa Gültekin Hakkında

Ağaçhisar'da 1977'de Şubat'ın ayazında anamın kucağında açmışım gözlerimi dünyaya. Babamın sıcak nefesiyle kulağıma okuduğu ezanla duymuşum adımı.

Mustafa

Kendimi, "Asabı bozuk bir yazı gündelikçisi" olarak tanımlıyorum. Gazeteciliğe, ortaokulda, okul gazetesi çıkartarak başladım. İlk basın kartımı "bir eğitim hizmeti" olarak burada aldım ve o gün bugündür kendimi mesleğin öğrencisi olarak görmeye, öğrenmeye devam ediyorum.

Araf'tan yeryüzüne dağıldığımızdan beri, yurt tutmayan düşlerimin peşinde, kaleme duyduğum hürmetle 20 yılı aşkın bir süredir yerel ve ulusal gazetelerde yazılar yazıyorum. Evliyim ve Canevim, Yürek Yongam Neslihan Azra'mın babasıyım.