Abdullah Işıklar

Abdullah Işıklar

porfabdullahisiklar@gmail.com

Özgürlük

07 Mayıs 2026 Perşembe 20:21

Özgürlük, insan ruhunun ilkbahara açılmasıdır. Kuşların gökyüzünde özgürce süzülmesi, yabani hayvanların engel tanımadan koşabilmesi neyse, insan için de özgürlük odur. Fakat özgürlüğün kaybı, ruhu görünür ya da görünmez duvarların içine hapseder.

Görünür duvarlara hapsolmak bu topraklarda kolaydır. Bir gün, sebebini bile bilmeden kendinizi parmaklıkların ardında bulabilirsiniz. Bazen yalnızca doğduğunuz yer, kimliğiniz ya da düşünceniz bu duvarların gerekçesi olur. Bu coğrafyada insan hayatı ucuzdur; krallar, padişahlar, şeyhler ve şıhlar hiç bitmez. Köle ruhlarımız, onlara bağlanmak için zaten özgür olamamıştır.

Eric Fromm’un Özgürlükten Kaçış’ta vurguladığı gibi, insan çoğu zaman özgürlüğünü kendi elleriyle teslim eder. Bir ideoloji uğruna, bir “izm” adına özgürlüğünü kaybedebilir. Dün komünizm ya da sosyalizm, bugün ise kapitalizm… Artık tek ideoloji paradır. Sakalın, bıyığın, siyasetin, hatta aşkın bile tek ölçüsü para olmuştur. Yeni efendimiz odur. Kadınlar da erkekler de çoğu zaman paranın cazibesine kapılır; kimde varsa o, en yakışıklısı, en kibarı, en çekicisi sayılır.

Özgürlüğün kaybedildiği bir başka alan ise tutkularımızdır. Erkekler, kadınlara olan bağlılıklarında çoğu kez ruhlarını da teslim eder. Artık yalnızca cüzdanlarını değil, nefeslerini bile kadınlardan izin almadan alamaz hale gelirler. Kapitalizmin şehirlerinde, siyasetin baskısında ve ilişkilerin tahakkümünde çağdaş köleler olarak yaşarız.

Ama en çok siyasilerden korkarız. Çünkü onlar yalnızca özgürlüğümüzü değil, her şeyimizi alabilirler. Bizi köle olmadığımıza inandırarak köleliğimizi derinleştirebilirler. Fromm’un dediği gibi, insan özgürlükten kaçarken otoriteye sığınır; bu sığınma, en büyük yanılsamadır.

Özgürlük, yalnızca zincirlerin kırılması değildir. Özgürlük, insanın kendi ruhunu sahiplenmesi, kendi kararlarını alabilmesi, kendi varoluşunu onaylamasıdır. Bahar gibi taze, kuşlar gibi hafif, gökyüzü gibi sınırsızdır. Onu kaybettiğimizde, duvarların ardında değil, kendi içimizde mahkûm oluruz.

Ve belki de en büyük görevimiz, bu mahkûmiyeti fark etmek, görünmez zincirleri kırmak ve özgürlüğü yeniden bahara açmaktır. Çünkü özgürlük, insanın en derin nefesidir.

“Belki bir gün bize de bahar gelir, kim bilir…”

 

----

"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve politikhaber.com.tr'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir."

 

Abdullah Işıklar Hakkında

Prof. Dr. Abdullah lşıklar

Selçuk Üniversitesi, Psikololik Danışmanlik Bölümünden 1998 lisans, 2002 yüksek lisans ve 2007 doktoradan mezun olmuştur. 2013 yılında doçent, 2018 yılında aynı alanda profesör olmuştur. Aile danışmanlığı, ergenlik dönemi, kariyer gelişimi ve eğitim psikolojisi başlica çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Farklı STK’larda görevleri bulunmaktadir. İki erkek bir kız olmak üzere üç çocuk sahibidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜM YAZILAR

Niçin kimse bizi sevmedi? 04 Nisan 2026 Cumartesi
Sessiz Kahramanlar 01 Nisan 2026 Çarşamba
150 Dostluk ve Otantik Benlik 30 Mart 2026 Pazartesi
Gölgenin Yansıması 19 Kasım 2025 Çarşamba
Hayatın akışı! 30 Eylül 2024 Pazartesi
Gerilimden beslenmek! 13 Ağustos 2024 Salı