Bursa için korkutan açıklama!
  • ÇEVRE/İKLİM
  • 26 Ekim 2026 Pazartesi 13:46

Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen deprem panelinde, Bursa Ovası boyunca uzanan yaklaşık 94 kilometrelik fay sistemi ele alındı. Prof. Dr. Seyitoğlu, fayın 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunduğunu belirterek, Bursa’da deprem gerçekleşmeden önce fayın yerinin biliniyor olmasının önemli bir avantaj olduğunu söyledi.

Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği iş birliğiyle "Geçmiş ve Gelecek Düşüncelerinde Bursa’da Deprem" başlıklı panel gerçekleştirildi. Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde düzenlenen etkinlikte kentin deprem geçmişi, jeolojik yapısı ve olası riskler değerlendirildi.

"FAYIN OVANIN İÇİNDE BULUNDUĞUNU BİLMEK BİR AVANTAJ"

Panelde sunum yapan Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, Bursa Ovası'nı boydan boya geçen yaklaşık 94 kilometrelik bir fay hattı tespit ettiklerini belirtti.

Dostoğlu, “Deprem, Mimarlık ve Bursa: Tarihi Bir Perspektif” başlıklı sunumunda depremleri Bursa’nın mimari ve tarihsel gelişimi çerçevesinde değerlendirdi. Kazancı, “İnsan Yerleşimleri, Doğal Kaynaklar ve Jeolojik Miras” başlıklı sunumunda insan yerleşimleri ile doğal çevre arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Seyitoğlu, “Deprem Tehlikesi Açısından Havza Biçen Faylar Arasında Bir Karşılaştırma” başlıklı sunumunda fay sistemlerini deprem tehlikesi açısından ele alırken, Karahancı ise “Gökmenzade’nin İşaretnüması’nda 1855 Depremi” başlıklı konuşmasında Bursa’nın deprem geçmişine ilişkin tarihi kaynakları değerlendirdi. Panel öncesinde gösterilen animasyon filmde de 1855 yılında Bursa’da meydana gelen depremin kentte yol açtığı yıkım anlatıldı. Görsel sunumla tarihi depremin etkileri yeniden hatırlatılırken, geçmişte yaşananlardan ders çıkarılması ve afetlere hazırlıklı olunması gerektiği vurgulandı.

'7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİNE SAHİP BİR FAY SİSTEMİMİZ VAR'

Bursa Ovası’nı boydan boya geçen yaklaşık 94 kilometrelik bir fay tespit ettiklerini belirten Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, bu sistemin 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunduğunu söyledi. Türkiye Diri Fay Haritası’nda Bursa ve çevresinde gösterilen fayların, 1855 depremlerine neden olan faylar kadar uzun olmadığını ifade eden Seyitoğlu, kendi çalışmalarında ortaya koydukları fayın ovanın bir ucundan diğerine uzandığını belirtti. Seyitoğlu, 1855 yılında meydana gelen depremlerin ardından oluşan hasarların incelenmesiyle fayın yaklaşık yarısının kırıldığının değerlendirildiğini dile getirdi. Susurluk’tan Kestel’e uzanan bir sistemin kırılmış olması gerektiğine ilişkin değerlendirmeler bulunduğunu kaydeden Seyitoğlu, Kestel’den Yenişehir Ovası’nın iç kesimlerine uzanan bölümün ise 1855 yılında kırılmamış göründüğünü anlattı.

Fay üzerinde biriken gerilimin hesaplanmasında yıllık yer değiştirme miktarının önemli olduğunu vurgulayan Seyitoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Buna göre, 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemimiz var. Üstelik bu fay, ovanın bir ucundan diğer ucuna kadar uzanıyor.”

'GEREKLİ ÖNLEMLERİN ALINMASI...'

Türkiye’nin farklı bölgelerinde de ovaları boydan boya geçen faylar bulunduğunu belirten Seyitoğlu, bazı fayların varlığının ancak deprem sonrasında yüzeyde oluşan kırılmalarla ortaya konulabildiğini söyledi. Bursa’da ise fayın deprem meydana gelmeden önce belirlenmiş olmasının önemli olduğunu ifade etti. Seyitoğlu, “Bursa’nın avantajı ise deprem gerçekleşmeden önce fayın ovanın içinde bulunduğunu biliyor olmamız. Bu bilgi doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması gerekiyor” diye konuştu.

'DEPREMLERE HAZIRLIKLI OLMAMIZ GEREKİYOR'

UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, depremin farklı disiplinlerin katkısıyla ele alınması gereken önemli bir konu olduğunu söyledi. Panele katılarak Bursa’nın tarihi ve mimari özellikleri üzerine daha ayrıntılı incelemeler yapma fırsatı bulduğunu belirten Dostoğlu, organizasyonu düzenleyen kurumlara teşekkür etti. Bursa’nın deprem tehlikesine karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Dostoğlu, “Fay hatlarını değiştirme gibi bir lüksümüz olmadığı için depremlere hazırlıklı olmamız gerekiyor” dedi. Tarihi depremlerden elde edilen bilgilerin bugünkü çalışmalar açısından önem taşıdığını kaydeden Dostoğlu, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla en az can ve mal kaybıyla insanlarımızı ve binalarımızı korumak adına neler yapılabileceğini, tarihteki örnekleri de ele alarak bu panelde değerlendirme fırsatı bulduk.”

'JEOLOJİK MİRAS DOĞAL MİRASIN BİR PARÇASIDIR'

Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin de organizasyonun bir parçası olduğunu belirten Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, jeolojik mirasın korunması ve değerlendirilmesinin önemine değindi. Kazancı, jeolojik geçmişe ilişkin izlerin fosiller, kayaçlar, mineraller ve yer şekilleri gibi doğal varlıklarda bulunduğunu belirterek, bunların uzmanlar tarafından tespit edilebildiğini söyledi.

Bursa’nın jeolojik miras bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Kazancı, bu alandaki bilgilerin ana hatlarıyla ortaya konulduğunu ve yayımlandığını kaydetti. Söz konusu birikimin değerlendirilmesinin karar vericilere ve kent sakinlerine bağlı olduğunu belirten Kazancı, belediyelerin bu tür çalışmalara öncülük etmesinin yaygın olmadığını dile getirdi. Kazancı, “Bu bakımdan Osmangazi Belediyesi’ni tebrik ediyorum. Jeolojik Mirası Koruma Derneği olarak bu organizasyonun bir parçasıyız. Bu nedenle, büyük bir heves ve memnuniyetle yürütülen bu çalışmalara katılıyoruz. Umarız belediyemiz, Bursa’nın zengin jeolojik mirasını değerlendirme fırsatı bulur” dedi.

'1900 YILINDAN ÖNCE TARİHİ KAYITLARA BAKIYORUZ'

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, tarihsel kayıtların deprem araştırmalarında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı kapsamında Osmangazi Belediyesi ile birlikte “Bursa Depremi Konuşuyor” panelini düzenlediklerini belirten Yıldız, jeoloji mühendisliği açısından tarihi verilerin önemini anlattı.

Yıldız, 1900 yılı öncesinin tarihsel dönem, sonrasının ise aletsel dönem olarak değerlendirildiğini ifade ederek şu açıklamada bulundu:

“Özellikle konuya deprem penceresinden baktığımızda bu şu anlama geliyor: 1900’lü yıllardan sonra nerede bir deprem oluyorsa depremin büyüklüğünü, derinliğini ve etki alanını net bir şekilde veri olarak işleyebiliyoruz. 1900 yılından önce aletsel ölçümler mümkün olmadığı için tarihi kayıtlara bakıyoruz.” Tarihte meydana gelen olayları ortaya koyan kitabelerin, tarihçilerin araştırmalarının ve diğer belgelerin bilimsel çalışmalar bakımından önem taşıdığını belirten Yıldız, panelin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a, AR-GE Müdürü Serkan Cebeci’ye, belediye ekibine ve akademisyenlere teşekkür etti.

'BİLİM VE AKIL ÖNCELİĞİMİZ OLACAK'

Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Emre Tonaroğlu, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı kapsamında bir yıla yayılan etkinlik programı hazırladıklarını söyledi. Kutlamaların yalnızca eğlence, yürüyüş ve festivallerden oluşmaması için bilimsel çalışmaları da programa dahil ettiklerini belirten Tonaroğlu, deprem panelinin bu yaklaşım doğrultusunda hayata geçirilen projelerden biri olduğunu ifade etti. Tonaroğlu, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın göreve geldiği günden itibaren bilim ve aklı öncelik olarak gördüğünü söylediğini aktararak, “Bu kutlamaların sadece eğlence, yürüyüş ve festival etkinliklerinden ibaret olmaması; bilimi ve aklı da işin içine katarak Bursa ve Osmangazi’ye katkı sağlayacak, geleceğe bir miras bırakabilecek etkinlikler düzenlemek için gayret ettik” dedi.

Panelin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Tonaroğlu, Bursa ve Osmangazi’ye katkı sağlayacak, gelecek kuşaklara aktarılabilecek çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelde, kentin tarihi deprem deneyimleri ve jeolojik yapısı değerlendirilirken, bilimsel verilerin kent planlamasına ve afet hazırlıklarına aktarılmasının önemi öne çıktı.

HABERE YORUM EKLE