Sedat Yalçın'dan Türkiye’ye kalkınma fırsatı önerisi!
  • POLİTİKA
  • 20 Temmuz 2026 Pazartesi 21:16

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın, Almanya başta olmak üzere Avrupa’da yaşanan KOBİ nesil devri sürecinin Türkiye için stratejik bir teknoloji edinim fırsatı sunduğunu belirterek “Türkiye Stratejik Teknoloji Edinim Programı” kurulmasını önerdi.

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın, Avrupa’nın sanayi tarihinde önemli bir kırılma yaşandığını belirterek, Türkiye’nin bu dönüşümü yalnızca izleyen değil, yöneten ülkeler arasında yer alması gerektiğini söyledi. Yalçın, önerilerinin siyasi bir söylemden değil, Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu demografik ve ekonomik gerçeklerden doğduğunu ifade etti.

Alman Kamu Kalkınma Bankası KfW’nin son araştırmasına göre, 2029 yılı sonuna kadar yaklaşık 545 bin Alman işletmesi yeni bir sahip arayacak, yaklaşık 569 bin işletme ise halef bulunamadığı için faaliyetini sonlandırmayı planlıyor. Bugün Almanya’daki işletme sahiplerinin büyük bölümü emeklilik yaşına yaklaşmış durumda ve bu durum, ülkenin teknoloji üreten KOBİ ekosistemini doğrudan etkiliyor. Benzer şekilde Avrupa Komisyonu da 23 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı tavsiye kararında, işletme devirlerinin Avrupa’nın rekabet gücü açısından kritik hale geldiğini belirterek, başarısız devirlerin yalnızca şirketlerin değil, bilgi birikiminin, istihdamın ve ekonomik değerin de kaybına yol açtığını vurguladı. Bu tabloyu değerlendiren Sedat Yalçın şunları söyledi: “Avrupa’nın yaşadığı demografik dönüşüm, Türkiye açısından tarihi bir kalkınma fırsatına dönüşebilir. Biz Avrupa’nın sorununu çözmeye değil, Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye talibiz.”

Türkiye teknoloji ithal eden değil, teknoloji edinen ülke olmalı

Yalçın, bugüne kadar Türkiye’nin ağırlıklı olarak yatırım çekmeye odaklandığını, ancak yeni dönemde kalkınmanın yalnızca yatırım almakla değil, teknoloji edinmekle mümkün olacağını söyledi. Yalçın “Bir şirket satın aldığınızda yalnızca makineyi satın almazsınız. O şirketin mühendisliğini, patentlerini, üretim kültürünü, kalite standartlarını, küresel müşteri ağını ve onlarca yıllık bilgi birikimini de kazanırsınız” diyerek burada bir fırsat olduğunu belirtti.

Bu kapsamda Yalçın, Türkiye Stratejik Teknoloji Edinim Programı kurulmasını öneriyor. Program kapsamında Almanya başta olmak üzere Avrupa’da nesil devri sürecine giren; makine, otomasyon, elektronik, yapay zekâ, robotik, sensör teknolojileri, sağlık teknolojileri, enerji teknolojileri ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren stratejik şirketlerin satın alınması veya ortaklık modelleriyle Türk sermayesine kazandırılması hedefleniyor. Ancak Yalçın, bunun rastgele şirket satın alma politikası olmadığını özellikle vurguladı:  “Her şirket stratejik değildir. Teknoloji seviyesi, patentleri, insan kaynağı, ihracat kapasitesi ve Türkiye’ye sağlayacağı bilgi transferi, stratejik sektör olup olmadığı bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir. Devletin görevi şirket satın almak değil; Türk sermayesinin doğru teknolojiye ulaşacağı finansman ve kurumsal altyapıyı oluşturmaktır.”

Şirketin adresi değil, teknolojinin yönü değişecek

Yalçın’a göre önerilen model, üretimin Almanya’dan Türkiye’ye taşınmasını değil; bilgi ve teknolojinin Türkiye ile bütünleşmesini amaçlıyor. Şirketlerin markaları, müşterileri ve ihtiyaç duyulan üretim kapasiteleri Avrupa’da faaliyetlerini sürdürebilecek. Buna karşılık Türkiye’de yeni üretim, Ar-Ge ve mühendislik merkezleri kurulacak. Bu konunun önemini “Biz fabrika taşımayı değil, teknolojiyi Türkiye ile entegre etmeyi öneriyoruz. Ölçümüz şirketin tabelası değil, Türkiye’nin kazandığı yetkinlik olacaktır” şeklinde belirten Sedat Yalçın’ın tanımladığı program kapsamında her edinimin; Türkiye’de yeni Ar-Ge merkezi kurulması,  Türk mühendislerinin teknoloji transferi süreçlerine katılması, yerli tedarikçilerin küresel değer zincirlerine dahil edilmesi ve patent geliştirme faaliyetlerinin Türkiye’de de yürütülmesi şartlarına bağlanması öneriliyor.

Diaspora mühendisleri Türkiye’nin teknoloji köprüsü olacak

Yalçın, Avrupa’da çalışan Türk mühendislerin ve bilim insanlarının programın en önemli unsurlarından biri olacağını söyledi: “Bugün Almanya başta olmak üzere Avrupa’da binlerce Türk mühendis dünyanın en ileri teknoloji şirketlerinde görev yapıyor. Bu insanlarımız yalnızca yurt dışında çalışan başarılı bireyler değildir. Onlar Türkiye’nin küresel teknoloji ağının doğal üyeleridir.”

Bu kapsamda Türk Teknoloji Diasporası Ağı oluşturulması öneriliyor.

Avrupa’daki Türk mühendisler; satın alma süreçlerinden teknoloji değerlendirmelerine, ortak Ar-Ge projelerinden yeni ürün geliştirmeye kadar Türkiye’deki üniversiteler, teknoparklar ve sanayi kuruluşlarıyla sürekli iş birliği içinde çalışacak. Bu yolla, 21. yüzyılda kalkınma yalnızca sermaye transferiyle değil, bilgi ve beyin ağlarının doğru yönetilmesiyle gerçekleşmesi hedefleniyor.

Made in Europe vizyonunun doğal ortağı Türkiye

Yalçın, Avrupa Birliği’nin son dönemde hayata geçirdiği “Made in Europe”, Clean Industrial Deal ve stratejik sanayi politikalarının, Avrupa’nın üretim kapasitesini ve teknolojik egemenliğini güçlendirmeyi hedeflediğini belirtti. Sedat Yalçın bu hedefleme ile ilgili olarak “Bizim önerimiz bu vizyona rakip olmak değildir. Tam tersine, Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü üretim, teknoloji ve mühendislik ortağı haline getirmektir. Made in Europe vizyonu Avrupa’nın üretim kapasitesini korumayı hedefliyorsa, Türkiye de bu ekosistemin en güçlü sanayi ortağı olabilir. Çünkü güçlü bir Avrupa sanayisi, güçlü bir Türk sanayisiyle birlikte daha rekabetçi hale gelir.” Yalçın’a göre önerilen model, Avrupa’daki üretimi zayıflatmayı değil, Türk sermayesini ve Türk mühendisliğini Avrupa’nın teknoloji ekosistemine entegre ederek iki tarafın da rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

NATO’nun yeni dönemi Türkiye için tarihi bir sanayi fırsatı

Yalçın, önerinin yalnızca Avrupa’daki demografik dönüşümle değil, NATO’nun yeni güvenlik ve sanayi politikasıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. NATO’nun önümüzdeki on yıl boyunca savunma, siber güvenlik, haberleşme, yapay zekâ, elektronik, sensör sistemleri, kritik altyapılar ve ileri üretim teknolojilerine yönelik çok büyük ölçekli yatırımlar yapacağını belirten Yalçın şöyle konuştu: “Yeni güvenlik dönemi yalnızca daha fazla savunma harcaması değildir. Aynı zamanda yüksek teknoloji üretim yarışıdır. Türkiye bu zincirin dışında kalamaz. Türkiye’nin hedefi yalnızca ürün satan bir ülke olmak değil; kritik teknolojilere sahip olan, küresel tedarik zincirlerini yöneten ve NATO’nun yeni sanayi ekosisteminde söz sahibi olan bir üretim gücü haline gelmektir.”

“Türkiye’nin hedefi Avrupa’nın şirketlerini değil, kendi geleceğini kazanmaktır”

Yalçın, programın nihai hedefinin Avrupa’nın KOBİ’lerini güçlendirmek değil, Türk sanayisini yeni bir teknoloji ligine taşımak olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“20. yüzyılda ülkeler fabrika kurarak kalkındı. 21. yüzyılda ise teknolojiye, markaya, patente ve küresel bilgi ağlarına sahip olan ülkeler kalkınacak. Almanya’nın yaşlanan teknoloji KOBİ’leri, doğru yönetildiğinde Avrupa’nın kaybı değil, Türkiye’nin kalkınma fırsatına dönüşebilir. Bizim hedefimiz Avrupa’nın KOBİ’lerini güçlendirmek değildir. Hedefimiz; Türk sanayisini dünyanın birinci ligine taşımak, diaspora mühendislerimizi bu sürece dahil etmek ve Türkiye’yi teknoloji üreten, teknoloji edinen ve teknoloji ihraç eden küresel bir üretim merkezi haline getirmektir.”

HABERE YORUM EKLE